Prof.Dr.Mustafa Bakır Çocuk Allerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı
Türkçe İngilizce
profil
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi
Doktora Sor

Ana Sayfa / Makaleler
Aşı Çeşitleri ve Yan Etkileri

Aşı Çeşitleri ve Yan Etkileri

Aşılar “canlı zayıflatılmış” ve “cansız” olmak üzere iki temel grupta incelenir. Canlı aşılar hastalık etkeni olan “vahşi” mikroorganizmanın laboratuar da değişikliğe uğratılması yoluyla oluşturulur. Aşı doğal hastalığa ne kadar benzerse o aşıya karşı bağışıklık yanıtı o kadar iyi olur. Zayıflatılmış bakteri veya virüs çoğalma ve bağışıklık oluşturma yeteneğine sahiptir, ancak genellikle hastalığa yol açmaz. Cansız aşılar virüs veya bakterinin tamamından (tüm hücre aşılar) veya parçalarından (fraksiyonel aşılar) oluşur. Protein tabanlı fraksiyonel aşılar, zararlı etkisi yok edilmiş  bakteri toksini (toksoid) veya mikroorganizmanın parçacıklarından oluşur. Bazı aşılar saf bakteri hücre duvarı maddesi (polisakkarit) içerir. Birleşik polisakkarid aşılarda hücre duvarı polisakkaridi proteinlerle kimyasal olarak birleştirilir. Bu birleşme polisakkaridi daha güçlü bir aşı haline getirir (Tablo 1).

Canlı Zayıflatılmış Aşılar

Hastalık etkeni olan vahşi tip bakteri veya virüsün laboratuarda tekrarlanan kültürleri sonucunda virülansının hastalık yapıcı etkisinin zayıflatılması sonucu elde edilir. Örneğin kızamık aşısı, kızamık virüsünün yıllar süren seri kültürleri sonucunda virüsün hastalık etkisinin kaybolması sonucu elde edilmiştir. Canlı virüs veya bakteri aşısının bağışıklık yanıtı oluşturabilmesi için mikroorganizmanın vücutta çoğalması gerekir. Aşıyla çok az sayıda vücuda verilen bakteri veya virüs yeterince büyük bir sayıya ulaştığında bağışıklık yanıtını uyandırır. Aşı şişesi içindeki canlı virüse zarar veren ısı ve ışık gibi dış etkenler ile vücutta virüsün çoğalmasını engelleyen “dolaşan antikorlar” gibi iç etkenler aşının etkisiz olmasına neden olabilir. Canlı zayıflatılmış aşılar vücutta çoğalmakla birlikte, genellikle vahşi virüs gibi infeksiyona neden olmazlar. Hastalığa yol açsalar bile doğal infeksiyondan çok daha hafif belirtilere yol açarlar. Bu durum aşının istenmeyen etkisi olarak adlandırılır.

Canlı aşılara karşı verilen bağışıklık yanıtı, doğal infeksiyona karşı oluşan yanıtla hemen hemen aynıdır. Bağışıklık sistemi zayıflatılmış virüse bağlı infeksiyonla vahşi virüsün neden olduğu infeksiyonu ayırt edemez. Canlı zayıflatılmış aşılar, oral yoldan uygulananlar hariç tek dozda etkilidirler. Buna karşılık bu aşılar aşı virüsünün kontrolsüz çoğalması sonucu ağır veya ölümcül komplikasyonlara  neden olabilirler. Bu komplikasyonlar sadece kanser, kemoterapi uygulaması veya AIDS gibi bağışıklık yetmezliği olan hastalarda görülür. Canlı zayıflatılmış aşı virüsü teorik olarak orijinal patojenik (hastalığa neden olan) şekline dönüşebilir. Bunun sadece canlı çocuk felci aşısı ile olduğu bilinmektedir.

Kan dolaşımında aşı virüsüne karşı antikor varsa canlı aşı virüsü ile antikor etkileşimi (interferens) nedeniyle aktif bağışıklık gelişmeyebilir. Özellikle anne karnında veya kan verilmesi yoluyla alınmış olan antikorlar aşı virüsünün çoğalmasını engelleyerek aşıya yanıtsızlık (aşı başarısızlığı) durumuna yol açar. Kızamık aşısı dolaşımdaki antikorlara en duyarlı olanıdır. En az etkilenenler ise çocuk felci ve rotavirüs aşılarıdır. Canlı zayıflatılmış aşılar ısı veya ışığa maruz kaldıklarında kolayca bozulurlar. Bu nedenle kullanım ve depolama sırasında dikkatli olunmalıdır.

Cansız Aşılar

Bakteri veya virüs kültür vasatında üretildikten sonra ısı veya formalin gibi bir kimyasal maddeye maruz bırakılarak öldürülmesi sonucu elde edilirler. Fraksiyonel aşıları elde etmek için, aşı içinde bulunması istenilen parça (meningokok polisakkarid kapsülü gibi) saflaştırma işlemine tabi tutulur. Cansız aşılarda aşı mikroorganizması çoğalamaz. Bu aşılar bağışıklık yetmezliği olan kişilerde bile infeksiyona bağlı hastalık oluşturamaz. Canlı aşılardan farklı olarak cansız aşılar genellikle dolaşımdaki antikorlardan etkilenmezler; kan dolaşımında antikor varken (kan veya kan ürünleri verildikten sonra olduğu gibi) bile uygulanabilirler. Buna karşılık cansız aşıların etkili olabilmesi için birden fazla dozda uygulanması gerekir. İlk doz genellikle koruyucu bağışıklık sağlamaz, bağışıklık sistemini hazırlar. Koruyucu bağışıklık aşının ikinci veya üçüncü dozundan sonra gelişir. Canlı aşılarda bağışıklık yanıtının doğal infeksiyona çok benzemesine karşılık cansız aşılarda benzemez. Cansız aşılara karşı gelişen koruyucu bağışıklık yanıtı zamanla azalır. Bu nedenle bazı cansız aşıların rapel (tekrar) dozlarının uygulanması gerekir.

Polisakkarit ve birleşik aşılar. Cansız fraksiyonel aşılardan saf polisakkarit aşılar, bazı bakterilerin yüzey kapsülünü oluşturan uzun zincirli şeker moleküllerinden oluşur.  Pnömokok, meningokok ve H. influenzae tib B (HiB) aşıları saf polisakkarid içerir. Saf polisakkarid aşılara karşı bağışıklık yanıtı genellikle 2 yaşın altında yeterli değildir.  Küçük çocukları bağışıklık sistemi iyi gelişmediği için polisakkarit aşılara karşı kalıcı ve sürekli bir bağışıklık yanıtı veremez. Cansız protein aşıların çoğunda tekrarlanan dozlardan sonra bağışıklık giderek artarken, polisakkarit aşıların tekrarlanan dozları böyle bir reaksiyona neden olmaz. Polisakkarid aşıların bu problemi, polisakkarid molekülünün proteinle kimyasal olarak birleştirilmesi ile çözülmüştür. Birleşme sonucunda oluşan molekül bebeklerde  bağışıklık yanıtı uyarılabilir, aşının tekrarlanan dozları ile bağışıklık düzeyinde artış sağlanır. HiB ve pnömokok için konjuge aşılar mevcuttur. Bu iki aşı halk arasında zatürre ve menenjit aşıları olarak bilinmektedir.

Yapay aşılar.  Aşı gen mühendisliği yöntemi ile üretilir. Hepatit B aşısı virüs geninin bir parçasının bir maya hücresi genine yerleştirilmesi yoluyla üretilir. Maya hücresi ürediğinde saf hepatit B yüzey maddesi salgılar. Canlı tifo aşısı ise genetik olarak hastalık yapması engellenmiş olan tifo etkenidir.

Tablo 1. Aşıların sınıflandırılması.
Aşı tipi                                                           Örnek                                              
A. Canlı zayıflatılmış
1.      Virüs                    Kızamık, kızamıkçık, kabakulak,suçiçeği, oral çocuk felci, sarı humma,

                                    rotavirüs 

2.      Bakteri                 BCG, oral tifo

B. Cansız

1. Tüm hücre
i.  Viral                          İnfluenza, polio, kuduz, hepatit A
ii. Bakteriyel                  Boğmaca, tifo, kolera, veba
2. Fraksiyonel
a. Protein tabanlı
i.  Yapay                        Hepatit B, influenza, asellüler boğmaca,tifo
ii. Toksoid                     Difteri, tetanos

b. Polisakkarit tabanlı
i.  Saf polisakkarit             Pnömokok, meningokok, H. influenzae tip B
ii. Birleşik polisakkarit        H.influenzae tip B,pnömokok

Aşıların Yan Etkileri

Aşı yan etkileri bölgesel, sistemik veya allerjik olmak üzere üç ana gruba ayrılır. Bölgesel reaksiyonlar en sık rastlanan fakat en hafif olanlarıdır. Allerjik reaksiyonlar ise en az görülen ancak en şiddetli olan reaksiyonlardır. Enjeksiyon yerinde ağrı, şişlik, kızarıklık gibi bölgesel reaksiyonlar, aşının tipine bağlı olarak aşı dozlarının %10-50’sinde görülebilir. Bölgesel yan etkiler en sık cansız aşılardan (difteri, asellüler boğmaca, tetanos) sonra görülür, genellikle enjeksiyondan sonraki birkaç saat içinde ortaya çıkar, hafif reaksiyonlardır, kendiliğinden iyileşirler. Bölgesel reaksiyonlar nadiren şiddetli seyreder, bunlar allerjik olmadıkları halde sıklıkla “aşırıduyarlık reaksiyonu” olarak adlandırılır.  Bu reaksiyonlar “Artus reaksiyonu” olarak da bilinir ve en sık tetanos ve difteri aşıları sonrasında ortaya çıkar. Artus reaksiyonuna, tekrarlanan dozlara bağlı yüksek bağışıklık ycevabının neden olduğuna inanılmaktadır.

Sistemik yan etkiler daha yaygın olaylardır, ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı, iştahsızlık gibi belirtileri vardır. Bu belirtiler yaygındır, aşıya bağlı olabileceği gibi, aynı anda geçirilmekte olan bir viral infeksiyon gibi aşıdan bağımsız nedenlerle de gelişebilir. Sistemik yan etkiler tüm hücre DBT (difteri, boğmaca, tenanos karma) aşısında nispeten sık görülür. Yeni tüm hücre içermeyen boğmaca aşısının sistemik yan etkilerin nadir olduğunu göstermiştir. Sistemik yan etkiler canlı zayıflatılmış aşılarda cansız aşılara göre daha sık görülür. Canlı aşıların bağışıklık oluşturabilmesi için vücutta çoğalması gerekir. Canlı aşılara bağlı ateş ve döküntü gibi yan etkiler virüsün çoğalmasını yansıtır ve doğal hastalığın hafif şeklinin bir benzeridir. Canlı aşıların uygulanması sonrasında gelişen sistemik reaksiyonlar genellikle hafiftir ve aşı virüsünün kuluçka süresi olan 1-2 hafta sonra ortaya çıkar. Daha önce kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısının bu hastalıklara daha önceden bağışık olan bireylere yapıası yan etki riskini artırmaz.

Allerjik aşı yan etkileri aşının bağışıklık oluşturan içeriğine veya kültür materyali, stabilizör, koruyucu, antibiyotik gibi aşının diğer içeriklerine bağlı olarak gelişebilir. Şiddetli allerjik reaksiyonlar ölümcül olabilir. Bununla birlikte bu reaksiyonlar bir milyon dozdan bir veya daha azında görülür. Aşılama öncesi yapılan tarama ile allerjik reaksiyon riski azaltılabilir.

1991-2001 yılları arasında yapılan yaklaşık 1.9 milyar aşı dozuna karşılık Amerikan Halk Sağlığı Ulusal Sürveyans sistemi bünyesinde oluşturulan aşı Yan Etki Bildirim Sistemi (Vaccine Adverse Event Reporting System,VAERS)’ne yaklaşık 129.000 aşı yan etkisi bildirilmiştir. En sık kullanılan 27 aşı için dağıtılan her 100.000 aşı dozu başına ortalama 11.4 yan etki bildirilmiştir. Yan etki  bildirilenlerin %18’i bir yaşın altında, %27’si 1-6 yaş arasında bulunmuştur.  En sık bildirilen yan etkiler sırasıyla ateş (%26), enjeksiyon yerinde ağrı (%16), döküntü (%11) ve enjeksiyon yerinde şişlik (%11) olmuştur.  On yıl içinde bildirilen toplam 206 ölümden sadece birinin aşıya bağlı olduğu görüşüne varılmış, bu olgunun da 28 yaşında hastaya yapılan tetanos aşısına bağlı olarak gelişen Guillain Barre sendromu sonucu kaybedildiği anlaşılmıştır.

Timerosal. 1930 yılından beri aşılarda koruyucu olarak kullanılmıştır. Bu madde çok dozlu flakonlarda bakteri üremesini ve bulaşmayı engellemektedir. Timerosalin ağırlığının %49.6’sını civa oluşturmaktadır. Timerosal metabolize olduktan sonra ethylmercury ortaya çıkar. 1999 sonbahar öncesinde her 0.5 ml dozluk karma, menenjit, grip, zatüüre ve kuduz aşısının  içinde 25 mg civa bulunmakta idi. Her bir doz hepatit B aşısının içinde 12.5 mg civa vardı. Günlük tolere edilebilecek civa miktarı çeşitli kuruluşlar tarafından 0.1-0.4 mg/kg/gün olarak belirlenmiştir.. Ethlymercury toksisitesinin methlymercury toksisitesi ile benzerlik gösterdiği kabul edilirse tek doz aşı, kabul edilen günlük dozu aşmaktadır. Rutin aşılama takvimi ile 3 aylık bir çocuğun aldığı toplam civa miktarı 75 mg’ı bulurken, 6 aylık bir çocukta 187.5 mg’a ulaşabilmektedir. Aşılarda bulunan düşük dozlardaki timerosale bağlı yan etkilerin varlığı kanıtlanamamış olmakla birlikte, aşılarla ilgili kaygıları azaltmak amacıyla civanın 1999 yılından itibaren batılı ülkelerde timerosal aşılardan çıkarılmış veya miktarı çok azaltılmıştır. Ülkemizde uygulanan aşılardaki civa miktarı da çevre örgütlerinin ve Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği günlük alım sınırının altında kalmaktadır.

Aşı yan etkilerine genel bakıştan sonra yaygın olarak uygulanan aşıların yan etkileri güncel veriler ışığında aşağıda kısaca incelenecektir.

Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak Aşısı (MMR). Ateş en sık rastlanan yan etki olup çoğunlukla kızamık içeriğine bağlıdır. Aşının 7-12. günlerinde başlayan ve 39oC üzerine çıkan ateş genellikle 1-2 gün sürer. Aşıdan genellikle 7-10 gün sonra ortaya çıkan geçici döküntü aşı yapılanların %5’inde görülür. Aşı sonrası lenf bezi büyümesi ve tüktük bezi iltihabı nadir olarak bildirilmiştir. Genellikle 2 yaş civarında belirtileri farkedilen otizm ile MMR aşısı ilişkilendirilmek istenmiştir, eldeki kanıtlar aşının otizme yol açmadığını göstermektedir.  Kızamık aşısının, kızamığın bir geç komplikasyonu olan SSPE hastalını yaklaşık 100 kat azalttığı bilinmektedir.

Çocuk felci Aşısı. Aşıya bağlı paralitik çocuk felci hastalığının dağıtılan her 2.4 milyon doza karşılık bir olguda görüldüğü, bunların çoğunun ilk dozdan sonra ortaya çıktığı (750.000 dozda bir olgu) hesaplanmıştır. Çocuk felci hastalığının ortadan kaldırıldığı Amerika Birleşik Devletleri’nde aşıya bağlı felç olgularının sayısını azaltmak amacıyla 1996 yılında cansız çocuk felci aşısı uygulaması başlatıldıktan sonraki yıllarda aşıya bağlı çocuk felci olgusu bildirilmemiştir.

Grip Aşısı. Grip aşısına bağlı Guillain-Barré sendromu 1 milyon aşı dozu başına yaklaşık olarak 1 kişide görülmüştür. Bu sayı aşı ile önlenebilen ağır grip hastalığına bağlı riskten  çok daha düşüktür. Ayrıca, son 4 grip sezonunda giderek artan sayıda grip aşısı dozu kullanılmasına rağmen son 4 yılda bildirilen Guillain-Barré sendromu sayısı sabit kalmıştır.

Boğmaca Aşısı. Ateş reaksiyonu karma aşı yapılanların %3-5’inde, tüm hücre karma aşısı uygulananların ise %16’sında görülür. Bu reaksiyonlar kendiliğinden iyileşir ve parasetamol veya ibuprofen gibi  ateş düşürücü ilaçlarla tedavi edilebilir. Karma aşının güvenliği konusundaki kaygılar nedeniyle geliştirilen hücresiz boğmaca aşısı içeren karma aşı 1991 yılından itibaren 4. ve 5. aşı dozları için, 1996 yılından beri de 1. dozdan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. VAERS verileri göstermiştir ki, 1991 yılında kullanılan karma aşı ile 2001 yılında kullanılan hücresiz boğmaca aşısı içeren kombine aşılar karşılaştırıldığında, 7 yaşın altındaki çocuklarda ateş ve havale dahil olmak üzere ciddi ve ciddi olmayan tüm reaksiyonlar hücresiz boğmaca içeren aşıların kullanılmasıyla %40 oranında azalmıştır. Buna karşılık hücresiz aşıya bağlı bölgesel reaksiyon bildirimleri özellikle 4. ve 5. dozlarda daha fazla olmak üzere son yıllarda artış göstermiştir (Şekil 1). Beşinci dozu okula başlamadan yapılması önerilen karma aşı, 4 ve 5. dozlarda artmış bölgesel reaksiyon riskine rağmen, tüm hücre karma aşısından daha güvenli olduğu için tercih edilmektedir.

HiB (menenjit) Konjuge Aşısı.  Yan etki sık görülmez. Bölgesel reaksiyonlar aşılananların %5-30’unda bildirilmiştir, genellikle 12-24 saat içinde kaybolurlar. Ateş ve huzursuzluk gibi sistemik reaksiyonlar nadir olarak gelişir. Konjuge HiB içeren kombine aşılarda bölgesel ve sistemik reaksiyon gelişme riski, kombine aşı içindeki aşıların aynı anda bireysel olarak uygulanmaları durumunda reaksiyon oluşması riski ile aynıdır.

Hepatit A Aşısı. Enjeksiyon yerinde bölgesel reaksiyon aşı yapılanların %20-50’sinde oluşur. Halsizlik, yorgunluk, hafif ateş gibi sistemik semptomlar aşılananların %10’undan azında görülür. Ciddi sistemik yan etki bildirilmemiştir.

Hepatit B Aşısı. Enjeksiyon yerinde bölgesel reaksiyon ve halsizlik, yorgunluk, hafif ateş gibi sistemik semptomlar en sık görülen yan etkilerdir. Ciddi sistemik yan etki ve allerjik reaksiyon nadiren bildirilmiştir. Multipl skleroz riskini artırdığına dair spekülasyonlara karşılık büyük popülasyon çalışmalarında bu hastalıkla ilişkisi olduğuna dair bir kanıt bulunamamıştır.



Sınırlı Sorumluluk Beyanı :
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.© 2010, Tüm hakları saklıdır. Gizlilik Sözleşmesi. Bu web sitesi CEOTECH tarafından yapılmıştır. Daha detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.